7 Mehmet’in Londra seferi

Antalya’daki 7 Mehmet restoran, Londra’daki The Counter restoranı iki günlüğüne teslim aldı. Gourmand kitap ödüllerinde En İyi Restoran kitabı seçilen 7 Mehmet’in kitabındaki tariflerden oluşan bir seçkiyle Antalya lezzetleri tadıldı.

Antalya’nın köklü mekânı 7 Mehmet restoranın hikâyesi ve tarifleri bir süre önce lokantanın 3. nesil şefi Mehmet Akdağ ve Sinan Hamamsarılar tarafından “7 Mehmet-Hikâyeler, Ürünler, Tarifler” başlığıyla kitaplaştırılmıştı. Kitap bu yıl Gourmand kitap ödüllerinde En İyi Restoran kitabı seçildi. Ödül töreni, kasım ayı sonunda Riyad’da yapılacak. İngilizcesi de yayımlanan kitap, Amazon’da uluslararası satışa sunuldu. Japonya’yı kapı komşusu yapan, yıl içinde birkaç kere gurme turlar düzenleyen Sinan Hamamsarılar’ın girişimleri sayesinde Japonya’nın önde gelen kitapçılarından Daikanyama Tsutaya’nın Tokyo şubesinde de bulunabiliyor. Bu arada kitabın İngilizcesinin ilk yurt dışı tanıtımı Londra’da yapıldı. Kitapta yer alan tariflerden oluşan bir seçkiyle iki gece üst üste Antalya lezzetleri tadıldı; Türkiye’yi özleyen Londralı Türkler hasret giderdi, Türkiye’yi iyi tanıyan ancak Antalya yemeklerini ve 7 Mehmet restoranı henüz tanımayan İngiliz yemek yazarlarından ufak bir grup, 7 Mehmet’in lezzetleriyle tanıştı.

Önemli konuklar

Konuklar arasında Türkiye’ye defalarca gelen, hatta Türk mutfağını çok iyi tanıdığını düşünen her biri ayrı ayrı çok eski dostum olan yazarlar vardı. Bunların başında gelen iki isim Claudia Roden ve Jill Norman. Claudia Roden, bizim için çok önemli bir isim. Kitaplarında Türkiye’den tariflere sık sık yer veriyor. Orta Doğu ülkelerinin mutfaklarına ilk dikkati çeken kişi. Kahire’de doğmuş ama anne tarafı İstanbul’dan gelmiş Sefarad Yahudisi bir aileden. Baba tarafının kökü ise Gaziantep ve Halep’e dayanıyor. İngiltere’deki en saygın yemek yazarlarından biri. Jill Norman ise efsanevi Elisabeth David ve Alan Davidson gibi yazarların editörü olduğu gibi kendisinin de yazdığı sayısız kitap var, ayrıca Nevin Halıcı’nın İngilizce basılan kitabının editörlüğü de ona ait. Her ikisi de İngiltere’deki yemek yazarları arasında seçkin ve özel bir yere sahip. Yemeğin onur konukları bu iki değerli isimli.

Diğer konuklar arasında Çin mutfağı üzerine uzman olmasına rağmen Türkiye’yi yakından tanıyan Fuchsia Dunlop vardı. Genç kızken Kütahya’da Güral ailesinin konuğu olan Dunlop, 2000’li yılların başında Kral Midas’ın cenaze yemeğini canlandıran bir belgeselde yer almıştı; o vesileyle tanışmış ve tarihi yemeği birlikte canlandırmıştık. Diğer konuklardan biri de geçen sene Urla hakkında Delicious dergisine çok güzel bir yazı yazan Susan Low ve kasım ayında Departures dergisi için çok kapsamlı bir İstanbul yazısı kaleme alan Bill Knott oldu. Diğer önemli bir konuk ise Türk mutfağından lezzetlere de zaman zaman yer veren Londra’nın en köklü restoranlarından Moro’nun şefi Sam Clark’tı. Restoran kitapları arasında Moro’nun kitapları da benzersiz bir yere sahip.

Şaşırtan lezzetler

Bu denli önemli konuklara yemek beğendirmek kolay değil! Ancak 7 Mehmet, sadece beğendirmekle kalmadı, aynı zamanda şaşırttı. Hibeş daha önce tatmadıkları bir meze olarak çok beğeni topladı. Bol kızarmış soğanlı mercimek favaya hepsi bayıldı. Etli balkabağı dolması şaşırttı; biz balkabağını neden böyle kullanmayı düşünemedik diye hayıflanmalar bile oldu. Izgara kuzu tandır yanında incir reçelli pilav ise bizim masada epey bir yemek tarihi muhabbetine yol açtı. Ama galiba en çok şaşırtan kabak çekirdekli zeytinyağlı beyaz üzüm yaprağı oldu. İşte sadece bu yemek Sam’den gelen bir teklife de neden oldu. Şimdiden söylemekte yarar var. Moro bir benzer yemeğe ev sahipliği etmeye hazır bile. Pek yakında yeni bir Londra 7 Mehmet çıkarması ufukta göründü diyelim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx