TTB: Artık sabrımız kalmadı

TTB ve Sağlık Meslek Örgütlerinin 10 acil taleplerinin karşılanması için yapacağını duyurduğu eylem ve etkinliklere, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, “Disiplin mevzuatı” ile yanıt verdi.

Sağlık Bakanlığı, TTB’nin, “Çağrımızı bir kez daha vurguluyoruz. 10 acil talebimiz başta olmak üzere emeğimiz, sağlığımız ve geleceğimiz için gerekli adımlar atılmazsa 14-15 Mart’ta büyük grevdeyiz. Artık sabrımız kalmamıştır” çağrısına Bakanlık “Sağlık çalışanlarının üstelik küresel salgın döneminde sağlık kamu hizmetini, görevini terk ederek veya başka suretle hukuka aykırı şekilde aksatması sonucunu doğuran her türlü davranışının disiplin mevzuatı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir” uyarısı yaptı.

“HAKLARIMIZI KORUMAK İDARENİN GÖREVİ”

Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatın, kamu çalışanlarının haklarını korumanın da idarenin görevi olduğunu söylediğini hatırlatan TTB Hukuk Bürosu bir açıklama yaparak, “Genel Müdürlük, kamu çalışanlarının işvereni olarak örgütlenme özgürlüğü ile hak taleplerinin duyurulmasına yönelik çabaların sınırını belirlemeye çalışarak sayılan hakları ihlal etmiştir. Kaldı ki yazıda pandemi koşullarında sunulan sağlık hizmetlerinden söz edilirken salt vatandaşlara sunulması zorunlu sağlık hizmetlerinin anılması, sağlık çalışanlarının da çalışan ve yurttaş olarak sağlıklı ve insan onuruna yaraşır bir iş ve işyeri hakkının göz ardı edildiğini göstermektedir” ifadelerini dile getirdi.

BU GÜNE KADAR YAŞANANLAR HATIRLATILDI

Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün salgında hastalanan ve hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına dair kamuoyuna açıklama yapmadığını, Covid-19’un meslek hastalığı sayılması için gerekli gayreti göstermediğini hatırlatılan açıklamada şöyle denildi; “Tüm kamu çalışanları için kabul edilen riskli gruptakiler için idari izin hakkını kullandırmayan, izin ve emeklilik dilekçelerini idari birimlere talimat vererek kayda aldırmayarak temel dilekçe hakkını dahi tanımayan, sınır içinde ve dışında askeri birimlere hekimlerin muvafakatini dahi almadan geçici görevlendirme yapmasına karşın mali haklarını da garanti altına almayan, döner sermaye ek ödemelerini sağlık kuruluşlarının mali olanaklarına teslim eden, salgın koşullarına uygunluğu işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından denetlenmeyen kurum ve kuruluşlarda sağlık çalışanlarını çalışmaya zorlayan ve her gün onlarcası yaşanan sağlık çalışanlarına yönelik suçlarda hakiki bir tedbir almayıp sağlık çalışanını yalnız bırakan, eylemi ve söylemi ile bu suçların karşısına çıkmayan kamu işvereninin, sayılanlar ve daha fazlasına ilişkin bugüne kadar tek bir somut açıklaması, eylemi, düzenlemesi olmadığı asıl hakikattir.”

EYLEMLERİN TÜMÜ TALEPLERİN DUYURULMASI İÇİN

Hekimlerin emeğine, özlük haklarına ve toplumun sağlık hakkına sahip çıkmak amacına yönelik eylemi tümüyle hak arama, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğuna vurgu yapılan açıklamada ayrıca, şu ifadelere yer verildi:

“Hekimlerin çalışma koşullarının ve ücretlerinin iyileştirilmesi, iş, gelir ve mesleki bağımsızlığın güvence altına alınması, hekime yönelik şiddetin önlenmesi, Covid-19’un meslek hastalığı sayılması için talep edilen yasal düzenlemelerin yapılmaması, nitelikli sağlık hizmetine engel uygulamaların hayata geçirilmesi nedeniyle konuya dikkat çekilmesi ve TBMM gündemine alınacağı açıklanmasına karşın bugüne kadar herhangi bir teklif sunulmayan düzenlemeler hakkında kanun yapıcılara ve kamuoyuna taleplerin duyurulması amacıyla eylem ve etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Bu eylem ve etkinliklerde acil hastalar, diyaliz hastaları, riskli ve acil gebeler, çocuk aciller, kanser hastaları, yoğun bakım hastaları, COVID-19 veya COVID-19 şüphesi ile sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuranlara bakılacak şekilde hizmet sunumu gerçekleştirilmektedir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.