İlker Başbuğ: Endişeliyim

Duruşmaya İlker Başbuğ ve avukatı katıldı. Başbuğ’un oğlu ve gazeteciler “pandemi” gerekçe gösterilerek duruşmaya alınmadı. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada Başbuğ savunma yaptı.

“YAPTIĞIM DEĞERLENDİRME O GÜN GELİŞEN OLAYLAR ÇERÇEVESİNDE YAPILDI”

Kanıtlamış olaylar ve olgulara dayanarak tarihi analiz ve tespit yaptığı için bugün yargı karşısında olduğunu belirterek savunmasına başlayan Başbuğ “Aslında bugün burada yargılanan bu adam değildir. Yargılanan suç unsuru olarak ileri sürülen tarihi analizinde yer aldığı 5 yıllık bir emeğin ürünü olan bin 159 sayfalık Türkiye Cumhuriyetinde Güç Odakları Mücadelesi isimli kitaptır” dedi.

Başbuğ, iddianameye konu edilen ‘Eğer Menderes 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçimi açıklasaydı 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi’ şeklindeki cümle için ise “O günlerde gelişen olaylar çerçevesinde yapılan bir değerlendirmedir” ifadesinde bulundu.

Aynı değerlendirmenin daha önce bir çok gazeteci ve siyasetçi tarafından dile getirildiğine dikkat çeken Başbuğ, “Bu siyasetçilerden birisi de 27 Mayıs’ın en güçlü isimlerinden biri olan Alparslan Türkeş’tir. Darbe sonrası Türkeş ‘bu konuda eğer seçim kararı alınıp yeni bir hükümet kurulsaydı biz 27 Mayıs’ı yapamayacaktır’ demiştir. Görüldüğü gibi hakkımdaki suç duyuruları hiçbir temele dayanmadığı gibi tutarsızdır.” dedi.

“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNANLAR KİTABIN SONUÇ BÖLÜMÜNE BAKSALARDI…”

Hakkında suç duyurusunda bulunanlar için ‘kitabın sonuç bölümüne baksalardı, ‘kitapta tarihi geçmiş ile bugün arasında ilişki kurulmasından özellikle kaçınılmıştır’ ifadesini göreceklerdi’ diyen Başbuğ, “Suçun kaynağı olan binlerce sayfadan oluşan bir araştırma kitabının ne içeriğini, ne de değerini herkesin anlamasını beklemek doğru ve gerçekçi olmaz. Bu nedenle savcılık makamında savunma yapar gibi davranmak ve konuşmak istemedim” diye konuştu.

“TSK’YA ŞEREFLİ KOMUTANLIK EDEN BİRİYİM” 

Savunmasının devamında Başbuğ, “Bugüne kadar ülke sorunlarına ilişkin 13 kitap yazdım. Bu nedenle düşünceleri ve değerlendirmeleri kamuoyunda en çok bilinen ve anlaşılan kişilerden biriyim. İddianamede, ilk paragrafta her şey ortaya konmuştur. Suçlamam ve savunmam sadece 16 satırdır. Cezalar ise sadece 2 satırda yer almıştır. Bir Anadolu şehrinde doğan halk çocuğuyum ve TSK’ya şerefiyle komutanlık eden biriyim. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamamasını tarih hiçbir zaman affetmeyecektir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.

HAZİRAN’A ERTELENDİ

Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer’de suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek müvekkilinin beraatini istedi. Duruşma ertelendi Mahkeme İlker Başbuğ’un duruşmalardan vareste tutulmasına karar vererek duruşmayı 9 Haziran tarihine erteledi.

“ENDİŞELİYİM”

Mahkeme çıkışında gazetecilere açıklama yapan İlker Başbuğ, “Bugün 24 Şubat 2022. Bugün gerçekten çok hem üzgünüm, hem endişeliyim ama üzgün olmamın ve endişeli olmamın nedeni maalesef dünyamızın çok ciddi bir savaş durumuyla karşı karşıya kalmış olmasıdır. Tabi, üzüldüğümü ve endişemi belki de diğer artıran bir nokta ise maalesef bu Ukrayna ve Rusya’da yaşanan krizin ülkemiz üzerine olabilecek bazı ciddi ciddi sorunların ciddi problemlerin olabilmesi ihtimali” dedi.

AKTİF TARAFSIZLIK POLİTİKASI

“Ümit edelim ki aklıselim galip gelir” diyen Başbuğ şunları söyledi;

*Şu anda Ukrayna’yla Rusya arasında çatışma zaten var. Bu çatışma genişlemez ve sayısız insanların hayatını kaybetmesine ciddi bir göç olayının Ukrayna’da meydana gelmesini yaşamayız.

*Bakın, bu Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan kriz Türkiye’ye de sorunlar yaratması sorunlar çeşitli boyutlarda olabilir mümkün. Olasılık ümit ederim ki olmaz. Bugün bu konuya niye değiniyorum?

*Dünden itibaren son 1 haftadır televizyonları izlerseniz özellikle bugünden itibaren herkes 2.Dünya Harbi sırasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün nasıl bir tarafsızlık politikası izleyerek Türkiye’ye 2.Dünya Harbi’ne nasıl sokmadığı konusunu tartışıyor ve bazıları diyorlar ki, şimdi belki kimsenin hemen dönüp okuması veya incelemesi gereken konulardan bir tanesi 2.Dünya Harbi’nde İsmet İnönü’nün uygulamış olduğu tarafsızlık politikasını okuyalım.

*Ben de burada naçizane onlara şunu hatırlatırım, bunu öğrenmek isteyenler varsa bu kitabı alsınlar, çünkü bu kitabın önemli bir bölümü 2.Dünya Harbi esnasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün nasıl aktif bir tarafsızlık politikası izleyerek Türkiye’yi savaşa sokmadığını, bir Türk insanının dahi burnunun kanamasına nasıl izin vermediğini anlatıyor. Bu vesileyle bu kitabı gösteriyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.